20 Haziran 2009 Cumartesi

Anneme aşk dolu bir şiir

En çok seni sevdim
Gözümden düşen bütün yaşlar senindi
Sensiz ben neyim ki

Bu hayat böyle geçmez
Yalnızlık böyle bitmez
Ben seni istiyorum

Gece gündüz çok soğuk
Rüzgardan haber yok
Mesajını alamadım
Donuyorum çok soğuk

Ateşinle yandım ben
Sevginle doğdum
Sana atan bu kalbi aşkına borçluyum

Ne yaparsam yapayım seni unutamıyorum
Her gün dolu gözlerle seni bekliyorum
Her zaman gözümün önünde
Kalbimin içinde yanıbaşımda sen varsın

Aşkınla doğdum
Kalbim seninle çarpıyor
Her gün bu aklım seni düşünüyor

Sen orada ben burada
Senden çok uzakta
Olmuyor ama


Aşkınla doğdum
Kalbim seninle çarpıyor
Her gün bu aklım seni düşünüyor

Ateşinle yandım ben
Sevginle doğdum
Sana atan bu kalbi aşkına borçluyum

22 Nisan 2009 Çarşamba

Kadınların Yaşı

Bana gelen bir maili sizlele paylaşmak istiyorum:

Kadınların dört yaşı olurmuş.Birincisi; kimliğindeki yaş, ikincisi; hissettiği yaş, üçüncüsü; gösterdiği yaş ve dördüncüsü ise; söylediği yaş!

Amerikalı erkek bir bilim adamının yaptığı araştırma, Kadınların hayatının 4 ana döneme ayrıldığını ortaya koymuş:
1) Her şeye ağzı açık ayran budalası olarak baktıkları, söylenen her güzel lafa kolay kandıkları 17 - 25 yaş arasındaki KAZ Dönemi.
2) Güzelliklerinin farkına vardıkları, o yüzden hep kapris üstüne kapris yaptıkları 25 - 35 yaş arasındaki > NAZ Dönemi.
3) Hayatı (erkekleri) tanıyıpgözlerinin açıldığı 35 - 45 yaş arasındaki KURNAZ Dönemi.
4) Mihrabın yıkıldığı, her şeyin bittiği 45 yaş sonrası ENKAZ Dönemi

Erkeklerin hayatı da 4 ana döneme ayrılır...
1. 17-30 yas arası: I. KAZ Dönemi.
2. 30-40 yas arası: II. KAZ Dönemi.
3. 40-60 yas arası: III. KAZ Dönemi
4. 60 ve sonrası : 'ENKAZ yada EN KAZ' Dönemi

23 Şubat 2009 Pazartesi

Babamla Geçirdiğim Haftasonları

Haftasonlarımı babamda geçiriyorum.Babanem,biz ve halamlar aynı apartmanda kalıyoruz.En üst katta babanemler sonra halamlar ve en sonda da biz oturuyoruz.Ben daha çok halamda kalıyorum.Çünkü babamın işleri çıkıyor.Zaten bizim evde ayakta kalmak çok zor.Evde sadece babamla ben olduğum için ev çok sessiz oluyor.Bu yüzden hemen uykum geliyor.Bazen de babamla dışarı çıkıyoruz.O da çok nadir.Yani babamda geçirdiğim günleri annemle geçirdiğim günlerle karşılaştırırsak babamda çok sakin günler annemde ise tam tersi hareketli günler geçiriyorum.

7 Aralık 2008 Pazar

Annem ve Ben 2

Sevgili annecim,seni çok seviyorum.Sen benim güneşimsin.Bana yol gösteren bana öğreten canından çok seven biricik annemsin.Ruhsal özelliklerimiz çok uyuyor.İkimizde gezmeyi,dans etmeyi, şarkı söylemeyi, çıldırmayı seviyoruz... ikimiz sanki ikiziz.Bir anne ile bir yavru bu kadar iyi anlaşamaz.Artık bize anne kız demek için bin şahit lazım.Biz bir ikiziz.Ayrılamayan bir ikiz.Beraber doğduk,beraber yaşıycaz.Beraber çektik o çileleri,beraber çektik o acıları...Sen üzülünce ben, ben üzülünce sen üzüldün.Yüreklerimiz birleşti.Bir dağ olup bütün engellerin üstünden ezerek geçtik.Önümüze çıkanı devirdik.Beraber başardık.Sen ve ben...Ve bundan böylede beraber olacağız....

6 Aralık 2008 Cumartesi

Annem

Annem biraz çılgın bir kadın olmasına rağmen çok tatlı ve başarılı biridir.Tatlı ama komik gürünümlü olan annem 30 yaşında olmasına rağmen genç görünmeyi başarıyor.Tabi ki kremler sayesinde(:.Annem gezmeyi, şarkı söylemeyi ve çalışmayı seven biridir.Yemek başka tabi, hapuur hupur götürür.Zaten şişko olmasının nedeni de budur.(:Ama şişkoluk ona yakışır.Deli bir anne ama eğlenceli bir kişiliği var.(:Bu arada anneme yazmak istediğim bir şey vardı.Seni hayal etmektense yanında olmayı tercih ederim.Seni hep hep bitirip yeniden başlamak isterim.


Sevgilerle,dünyanın en çılgın annesine.

30 Kasım 2008 Pazar

Anneme Cevap

Bundan tam 8 yıl önceydi.15 Kasım 2000 çarşamba günüydü.12:45.Herkes toplanmıştı.Gözlerini dört açmış bekliyorlardı.Türkiye hastanesinde birden bire hayata yeni biri gelmiş,sanki herkese merhaba dermiş gibi bakıyordu.

O gün bir yürek daha geldi dünyaya.Annesi o an yüreğindeki sevinci gözlerine döktü.Annem baygınken beni içeri götürmüşler.Eminim ki ağlıyordum.Ama annemin yanına pembe bir tavşan kıyafeti ile gelmişim.Beni görünce yine gözlerini tutamamış...

Birkaç aylığım,annem bana bakıyor.Yediriyor beni.Üstümü değiştiriyor.Gülüyorum,o da gülüyor.

4-5 yaşındayım,bana öğretiyor,gezdiriyor,seviyor.

7 yaşındayım,yüreklerde bir acı , gözlerde bir umut...
Boşanma zamanı,anneme destek oluyorum.Beni mahkemeye götürmüyorlar.
Sessiz,hüzünlü bekliyorum.
Ama asla üzülmüyorum.

13 Kasım 2008 Perşembe

İyi ki doğdun yawwrumm

Merhaba,

bugün Zeynep'in bloğunu ben işgal edeceğim izninizle.Bunun da çok özel bir sebebi var.Bugün Zeynep'imin doğumgünü.
Onu 8 sene önce bugün bir çarşamba günü saat 12:45'de Türkiye Gazetesi hastanesinde 12 saatlik bir bekleyişten sonra sezeryanla dünyaya getirdim.Bugün o zamandan başlayan annelik serüvenimi,hissettiklerimi,neler yaşadığımı anlatmaya çalışacağım.Duygularımı ifade etmek oldum olası zor gelmiştir ama bunu yapmak istiyorum.Özellikle yazıya dökmek istiyorum ki kalıcı olsun.Kızım yıllar sonra okuyabilsin,hep bilsin,hep hatırlasın istiyorum.

Bedenimde başka bir canlı olduğunu öğrendiğimde aylardan Mart,yıllardan da 2000 idi.Anne olacağımı hic düsünmemiş,hiç hayal bile etmemiştim o zamana kadar.Anne olmak da ne demekti onu bile bilmiyordum.22 yaşında fakat hala çocuk,kendini ortaokul,lise yıllarında sanan,kendini birden bire evcilik oyunu oynamaya çalışırken bulan,evlilik ne demek onu anlamaya çalışan,bu yeni statütün getirdiği değişikliklere,akraba ziyaretlerine alışmaya çalışan,görümce,elti,kayınvalide,kayınpeder kavramları ile hiç düsünmediği bir anda birden tanışan çocuk görünümlü-genç kız bile değil- bir kadındım.

Onu ilk gördüğümde hemşireler onu yanıma emzirmem için getirdiklerinde pembe renkli bir tavşan kostümü giydirmişlerdi.Görür görmez ağlamaya başladım,bu ne harika bir şeydi böyle,minik ama cin gibi gözlerle bana bakıyordu,aman Allah 'ım ne tatlı,ne harika idi,ne de güzel kokuyordu.Azıcık emmişti hemen yorulmuştu,o mamasını yerken o minik ellerini tutmak ne güzel bir duyguymuş.Hemen aldılar götürdüler ama ben ona doyamamıstım ki,hep onu görmek,dokunmak istiyordum.Doktora ne zaman kalkacagım ben diye sordugumda cevap vermeye bile tenezzül etmeden gülerek odadan dışarı çıktı.Heralde ne manyak kadın diye düsünmüştür,ameliyattan çıkalı 1 saat olmuş,ne zaman kalkacam diye soruyor demiştir içinden.

Ertesi gün sürüne sürüne,iki büklüm bir vaziyette bebeklerin odasına doğru gidip onu görme girişiminde bulundum.Koluna künyesini takmışlardı,'bebek akyıldız' yazıyordu.Adı henüz yoktu,o bebek Akyıldız'dı.Cocuk doktoru onun annesi olduğumu öğrenince çok iyi,çok sağlıklı,cin gibi çocuk olacak dedi.Bu onunla ilgili duydugum sayısız övgülerin ilki oldu,hiç unutmadım diğerlerini de unutmadığım gibi.

Hastaneden çıkıp eve getirdik onu,heyecandan uyuyamıyordum,halbuki 72 saattir uykusuzdum.Salı aksamı hastaneye gidisimizden beri 3 gündür gözüme uyku giymiyordu.Eve getirdiğimiz ilk gece ses çıkarsa da kollarıma alsam,sevsem diye fırsat kolluyordum.Başımda birden fazla gardiyan olduğu için öyle her istediğimi her zaman yapma lüksüm yoktu.Onlar da beni çocuk olarak gördükleri için çocuğa çocuk emanet etmeye çok korkuyorlardı ilk başlarda.Bu zamanla değişti tabi,ister istemez,beni tanıyanlar bunun sebebini anlamakta zorluk çekmezler : )

Bebek Akyıldız'ın adı kondu,adı Zeynep oldu,ben istedim,Peygamber Efendimizin en sevdiği bayan ismiymiş,bunu öğrenince aldığım modern isimler sözlüğünü bir kenara attım,Zeynep olacak dedim,sağolsun kabul ettiler.

Ondan sonraki günlerde en büyük zevkim o uyurken onu seyretmekti.Bu çok tuhaftı,tamamen içgüdüsel bir şey heralde.Sanki yıllardır anne olmayı bekliyormuşum da seneler sonra bu hasretime kavuşmuşum gibi.Halbuki hiç öyle birşey yoktu,bu armağan bana hiç beklemediğim bir anda birden verilmişti.Ama ben sanki çok hazırlıklıydım,doğuştan annelik hisleriyle donatılmıştım.

Birden herkesin annesi oluverdim,herşeye duygulanıp ağlıyordum,tv'deki haberleri izlerken gözlerim daha kolay yaşarıyordu,dışarıdaki kediler,köpekler de benim yavrumdu sanki.Yaşı benden küçük olan hatta ay farkıyla bile küçük olan herkes benim yavrumdu.Yoo şaka değil ciddi söylüyorum.Merhamet duygularım Zeynep'ten sonra 2'ye hatta 3 'e katlandı diyebilirim.Meğer ben ne kadar duygusalmışım.

Tek hedefim vardı,onu doyurmak,kilo almasını sağlamak.Bu hedef doğrultusunda sağolsun ex kayınvalidem ve görümcemler de beni yedirdikçe yediriyorlardı.Allah'tan o dönemde peyda olan gizli şeker hastalığım sayesinde hiç kilo almadan hatta fazla kilolarımın hepsini vererek geçirdim bu dönemi.Sadece yemek yiyor,su içiyor,Zeynep'i emziriyordum.Aylık doktor kontrollerini iple çekiyordum,kaç gram almıştı acaba,ne kadar uzamıştı,kafa ölçüsü de büyümüşmüydü acaba ?
Benim için hayat bundan ibaretti,ya büyüyemezse,ya sütüm ona yetmezse ne yapardım.Kendimi suçlayıp dururdum.Kendimi suçlamak demişken annelik acaba hiç ömür boyu bitmeyen vicdan azabı mı demekti,sürekli kendini suçlayacak birşeyler buluyor insan anne olunca.Keşke onu yapmasaydım,keşke onu demeseydim,keşke kızmasaydım bu kadar çok,keşke surat asmasaydım,keşke,keşke...

Ama simdi en cok onu daha cok sevseydim,daha cok vakit ayırsaydım,her anını kameraya
alsaydım diye keske diyorum.Çünkü zaman o kadar çabuk geçiyor ki,o kadar çabuk büyüyorlar ki inanamıyorsunuz.

Ben yavrumu 7.5 aylık iken bırakıp işe başlamak zorunda kaldım.Bu maddi bir zorundalık değildi,fakat psikolojik açıdan buna çok ihtiyacım vardı.Tamamen ex eşimin ailesinden oluşan apartmanda daha fazla kalırsam ruh sağlığımı kaybedebilirdim.O iş bulma maceram ayrı bir yazının konusu olur,yoksa ben de kendime bir blog mu açsam : ) .Arkadasıma gidiyorum diye gizli gizli iş görüşmelerine giderdim,çünkü işe başlamamı istemiyorlardı.Artık korkuları ne ise,kimbilir.İnsanın korktugu da basına gelirmiş bu arada bunu ögrendim.

Her sabah giderken içim cız ederdi,eve dönüş yolunda dakikalar geçmek bilmezdi,hatta servisten en önce ben ineyim diye,hiç bilmediğim bir semtte servis sorumlusu oldum.Annelik biraz da delilik demekmiş,kaç kişi ile kavga etmiştim güzergahı değiştirmek için Allah affetsin.Ama napayım ben anneydim,beni bekleyen bir yavrum vardı,o kızlar gibi eve gidip ayaklarımı uzatıp tv seyretmek için acele etmiyordum ben.

Yavrumla birlikte ben de büyüdüm,ben de geliştim,değiştim.Artık kendi canından bile daha cok sevmek ne demekmiş,sürekli başka birini düşünerek yaşamak ne demekmiş öğrenmiştim.Ama daha ne kadar cok sey varmış ögrenecek.Anne ve cocuk siteleri,bebek mamaları,cocuk doktorları birden ilgi alanım oldu.Bütün okul ve mahalle arkadaslarım henüz genc kızlık serüvenlerine devam ederken ben anne olarak farklı bir kategoriye geçmiş,arkadaslarım da tamamen değişmişti.Sohbet konularımız bile ne kadar faklıydı,hangi marka cocuk bezi daha iyi idi,pişik yapmayan pudralar hangisiydi,kac cc süt içmesi gerekiyor gibi konular gündemimizdeydi.

Bu arada bebek görmeye gelen eski arkadaslar inanamıyoruz,sen nasıl ne zaman anne oldun ,sen simdi anne misin dedikçe ben olayın vehametini yavas yavas idrak etmeye başlamıştım.Bu cok ciddi bir olaydı,herkesin üzerinde aylarca,bazen senelerce düsündüğü,karar vererek ,düsünerek gerçekleştirdikleri birşeydi ama benim her zaman olduğu gibi bunu düsünecek kadar vaktim bile olmamıstı.Fakat cok da iyi olmuştu,ben mutluydum,en azından bebegim oldugu icin mutluydum.

O zamanlar nerden bilebilirdim en yakın arkadasımı doğurdugumu : ).Haa bu arada birşeyi atladım,bebegin cinsiyetini ilk ögrendiğimde dünyalar benim olmuştu.Doktor kız demişti,kız olacak.Aman Allah'ım 3 erkek kardes,1 dayı ve 1 adet babayla geçen onca seneden sonra nihayet kendi cinsimden,istedigim gibi giydirip,süsleyebilecegim bir kızım olacaktı.Bu muhteşemdi ama öyle uluorta sevinemezdim,dur bakalım.Ex kayınvalideler üzülüyor,onlara göre erkek adamın erkek cocugu olur imiş.Ne değişik bir düsünce tarzı dimi.Yalnız yigidi öldürürüm gene de hakkını yemem.Eski eşim kız olacagını ögrendiginde üzülmesine ragmen ve bunu belli etmemeye calısmasına ragmen,zeynep dogduktan sonra cok iyi,cok ilgili bir baba oldu.Babalığı konusunda hicbişey diyemem,kızına son derece düskündür.

Aslında anlatacak o kadar cok sey var ki hepsini bir yazıya sıgdırmam mümkün değil.İlk diş çıkarması,ilk anlamlı sözcükleri,herşeyi çabucak öğrenmesi,birden konusmaya baslaması,birlikte sohbetlere gidisimiz,ilk yuvaya başlaması,ilk birlikte alışverişe çıkışımız,ilk tuvaletini söylemesi,ilk kahkahalarla gülmesi,ilk,ilk,ilk...O kadar cok ilk var ki.Hangisini anlatsam,hepsi benim için çok özeldi.

Ben hayatımda birkaç kez aşık olmuştum yada oldugumu sanmıştım (bunların cogu platonikti).Fakat bu en büyük aşkmış,bu bambaşka birşeymiş,bu karşılık beklemeden o ne yaparsa yapsın sevmekmiş,bu sevmekte çünkü yokmuş,bu sevmekte beklenti yokmuş,bu sonsuz, bitmeyen ,hep artarak devam eden kalıcı bir sevgiymiş.Bu yavru sevgisiymiş.

Sürekli ya onu kaybedersem korkusuyla yaşamakmış anne olmak,sürekli ya başına birşey gelirse diye kalbinin pıt pıt atması,her ağladığında kalbin yerinden çıkacakmış gibi delice koşup kollarına almak demekmiş anne olmak.Yemek yaparken hep yanında olsun diye ana kucagına koyup mutfakta yanına almak demekmiş annelik.Sürekli olarak kendimi geliştirmeliyim,öğrenmeliyim,onu mutlu etmek için neler yapabilirim diye araştırmakmış annelik.Anne,baba,kardeş,eş,arkadas sevgilerini bir anda geçebilen çok büyük bir sevgiymiş bu, seni her zaman besleyen,en kötü anında bile sana moral veren birşeymiş.

Anne olmak yazı yazmayı sevmeyen birine bile destanlar yazdırabilen bir duygu demekmiş.Bir adım atarken,birşey yaparken ama ben bir anneyim,kızımın benimle gurur duyması lazım,bunu bilse utanır,bunu bilse üzülür demekmiş.

Biliyorum çok fazla uzattım,yazı yazarken sıkıcıyım da farkındayım,konusurken en azından espri yapmaya calısıyorum ama yazarken bir de espri için fazladan birkaç satır yazmak ne büyük külfet.Kısaca ben anne olunca insan oldum,anne olunca sefkat,merhamet duygularım tavan yaptı,anne olunca empati yapmayı ögrendim,anne olunca insanları sevmeyi,onları sevdigini belli etmeyi,'bebegim,canım,hayatım,askım' kelimelerini kullanmayı ögrendim,anne olunca her gün dua etmeyi ögrendim.

İleride tekrar Allah nasip de eder de anne olursam - olurmuyum bilemiyorum,olmalımıyım - o doğacak olan çocuğu zeynep kadar sevebilirmiyim , seversem Zeynep'e haksızlık yapmış olurmuyum , bunların hiçbirini bilemiyorum yada doğacak olan çocuğun bu saatten sonra Zeynep'e bir faydası olur mu. Bence en cok doğacak olana faydası olur,Zeynep gibi harika bir ablası olmuş olur.Dediğim gibi bunların hiçbirini bilmiyorum ama eğer bir kardeşi olmasını gizliden gizliye istiyor ve bunu belli etmiyorsa insallah olur,Rabbim insallah bana bir tane daha evlat ona da bir kardes nasip eder.

Yavrum seni o kadar cok seviyorum ki,sana aşığım ben,sen benim en değerli varlığımsın.Her zaman mutlu ol yavrum,ben bunun için elimden gelen herşeyi yapacagım.Her zaman mutlu olacagın seyleri yapman icin seni tesvik edeceğim.İnsallah kıymetini bilen çok iyi,cok ahlaklı,temiz,dürüst,seni benim kadar sevecek biri çıkar ileride karsına,gözüm arkada kalmadan seni önce Allah'a sonra da ona emanet edebilirim.

Sevgiler,sevgiler,sevgiler....

Seni dünyada herkesten ve herşeyden çok seven,kimsenin sevemeyeceği kadar seven annen,Sevilay...

Not : Bu yazıyı aslında Cumartesi günü kaleme almam gerekiyordu,çünkü kızımın doğumgünü 15 Kasım ,fakat o gün kızım babasında olacagı için biz doğumgününü bugün okulda arkadaslarıyla kutladık.Bende o duyguların verdiği coşku ve her zamanki aceleciliğimle yazıyı bugün yazdım ve yayınladım.