7 Aralık 2008 Pazar

Annem ve Ben 2

Sevgili annecim,seni çok seviyorum.Sen benim güneşimsin.Bana yol gösteren bana öğreten canından çok seven biricik annemsin.Ruhsal özelliklerimiz çok uyuyor.İkimizde gezmeyi,dans etmeyi, şarkı söylemeyi, çıldırmayı seviyoruz... ikimiz sanki ikiziz.Bir anne ile bir yavru bu kadar iyi anlaşamaz.Artık bize anne kız demek için bin şahit lazım.Biz bir ikiziz.Ayrılamayan bir ikiz.Beraber doğduk,beraber yaşıycaz.Beraber çektik o çileleri,beraber çektik o acıları...Sen üzülünce ben, ben üzülünce sen üzüldün.Yüreklerimiz birleşti.Bir dağ olup bütün engellerin üstünden ezerek geçtik.Önümüze çıkanı devirdik.Beraber başardık.Sen ve ben...Ve bundan böylede beraber olacağız....

6 Aralık 2008 Cumartesi

Annem

Annem biraz çılgın bir kadın olmasına rağmen çok tatlı ve başarılı biridir.Tatlı ama komik gürünümlü olan annem 30 yaşında olmasına rağmen genç görünmeyi başarıyor.Tabi ki kremler sayesinde(:.Annem gezmeyi, şarkı söylemeyi ve çalışmayı seven biridir.Yemek başka tabi, hapuur hupur götürür.Zaten şişko olmasının nedeni de budur.(:Ama şişkoluk ona yakışır.Deli bir anne ama eğlenceli bir kişiliği var.(:Bu arada anneme yazmak istediğim bir şey vardı.Seni hayal etmektense yanında olmayı tercih ederim.Seni hep hep bitirip yeniden başlamak isterim.


Sevgilerle,dünyanın en çılgın annesine.

30 Kasım 2008 Pazar

Anneme Cevap

Bundan tam 8 yıl önceydi.15 Kasım 2000 çarşamba günüydü.12:45.Herkes toplanmıştı.Gözlerini dört açmış bekliyorlardı.Türkiye hastanesinde birden bire hayata yeni biri gelmiş,sanki herkese merhaba dermiş gibi bakıyordu.

O gün bir yürek daha geldi dünyaya.Annesi o an yüreğindeki sevinci gözlerine döktü.Annem baygınken beni içeri götürmüşler.Eminim ki ağlıyordum.Ama annemin yanına pembe bir tavşan kıyafeti ile gelmişim.Beni görünce yine gözlerini tutamamış...

Birkaç aylığım,annem bana bakıyor.Yediriyor beni.Üstümü değiştiriyor.Gülüyorum,o da gülüyor.

4-5 yaşındayım,bana öğretiyor,gezdiriyor,seviyor.

7 yaşındayım,yüreklerde bir acı , gözlerde bir umut...
Boşanma zamanı,anneme destek oluyorum.Beni mahkemeye götürmüyorlar.
Sessiz,hüzünlü bekliyorum.
Ama asla üzülmüyorum.

13 Kasım 2008 Perşembe

İyi ki doğdun yawwrumm

Merhaba,

bugün Zeynep'in bloğunu ben işgal edeceğim izninizle.Bunun da çok özel bir sebebi var.Bugün Zeynep'imin doğumgünü.
Onu 8 sene önce bugün bir çarşamba günü saat 12:45'de Türkiye Gazetesi hastanesinde 12 saatlik bir bekleyişten sonra sezeryanla dünyaya getirdim.Bugün o zamandan başlayan annelik serüvenimi,hissettiklerimi,neler yaşadığımı anlatmaya çalışacağım.Duygularımı ifade etmek oldum olası zor gelmiştir ama bunu yapmak istiyorum.Özellikle yazıya dökmek istiyorum ki kalıcı olsun.Kızım yıllar sonra okuyabilsin,hep bilsin,hep hatırlasın istiyorum.

Bedenimde başka bir canlı olduğunu öğrendiğimde aylardan Mart,yıllardan da 2000 idi.Anne olacağımı hic düsünmemiş,hiç hayal bile etmemiştim o zamana kadar.Anne olmak da ne demekti onu bile bilmiyordum.22 yaşında fakat hala çocuk,kendini ortaokul,lise yıllarında sanan,kendini birden bire evcilik oyunu oynamaya çalışırken bulan,evlilik ne demek onu anlamaya çalışan,bu yeni statütün getirdiği değişikliklere,akraba ziyaretlerine alışmaya çalışan,görümce,elti,kayınvalide,kayınpeder kavramları ile hiç düsünmediği bir anda birden tanışan çocuk görünümlü-genç kız bile değil- bir kadındım.

Onu ilk gördüğümde hemşireler onu yanıma emzirmem için getirdiklerinde pembe renkli bir tavşan kostümü giydirmişlerdi.Görür görmez ağlamaya başladım,bu ne harika bir şeydi böyle,minik ama cin gibi gözlerle bana bakıyordu,aman Allah 'ım ne tatlı,ne harika idi,ne de güzel kokuyordu.Azıcık emmişti hemen yorulmuştu,o mamasını yerken o minik ellerini tutmak ne güzel bir duyguymuş.Hemen aldılar götürdüler ama ben ona doyamamıstım ki,hep onu görmek,dokunmak istiyordum.Doktora ne zaman kalkacagım ben diye sordugumda cevap vermeye bile tenezzül etmeden gülerek odadan dışarı çıktı.Heralde ne manyak kadın diye düsünmüştür,ameliyattan çıkalı 1 saat olmuş,ne zaman kalkacam diye soruyor demiştir içinden.

Ertesi gün sürüne sürüne,iki büklüm bir vaziyette bebeklerin odasına doğru gidip onu görme girişiminde bulundum.Koluna künyesini takmışlardı,'bebek akyıldız' yazıyordu.Adı henüz yoktu,o bebek Akyıldız'dı.Cocuk doktoru onun annesi olduğumu öğrenince çok iyi,çok sağlıklı,cin gibi çocuk olacak dedi.Bu onunla ilgili duydugum sayısız övgülerin ilki oldu,hiç unutmadım diğerlerini de unutmadığım gibi.

Hastaneden çıkıp eve getirdik onu,heyecandan uyuyamıyordum,halbuki 72 saattir uykusuzdum.Salı aksamı hastaneye gidisimizden beri 3 gündür gözüme uyku giymiyordu.Eve getirdiğimiz ilk gece ses çıkarsa da kollarıma alsam,sevsem diye fırsat kolluyordum.Başımda birden fazla gardiyan olduğu için öyle her istediğimi her zaman yapma lüksüm yoktu.Onlar da beni çocuk olarak gördükleri için çocuğa çocuk emanet etmeye çok korkuyorlardı ilk başlarda.Bu zamanla değişti tabi,ister istemez,beni tanıyanlar bunun sebebini anlamakta zorluk çekmezler : )

Bebek Akyıldız'ın adı kondu,adı Zeynep oldu,ben istedim,Peygamber Efendimizin en sevdiği bayan ismiymiş,bunu öğrenince aldığım modern isimler sözlüğünü bir kenara attım,Zeynep olacak dedim,sağolsun kabul ettiler.

Ondan sonraki günlerde en büyük zevkim o uyurken onu seyretmekti.Bu çok tuhaftı,tamamen içgüdüsel bir şey heralde.Sanki yıllardır anne olmayı bekliyormuşum da seneler sonra bu hasretime kavuşmuşum gibi.Halbuki hiç öyle birşey yoktu,bu armağan bana hiç beklemediğim bir anda birden verilmişti.Ama ben sanki çok hazırlıklıydım,doğuştan annelik hisleriyle donatılmıştım.

Birden herkesin annesi oluverdim,herşeye duygulanıp ağlıyordum,tv'deki haberleri izlerken gözlerim daha kolay yaşarıyordu,dışarıdaki kediler,köpekler de benim yavrumdu sanki.Yaşı benden küçük olan hatta ay farkıyla bile küçük olan herkes benim yavrumdu.Yoo şaka değil ciddi söylüyorum.Merhamet duygularım Zeynep'ten sonra 2'ye hatta 3 'e katlandı diyebilirim.Meğer ben ne kadar duygusalmışım.

Tek hedefim vardı,onu doyurmak,kilo almasını sağlamak.Bu hedef doğrultusunda sağolsun ex kayınvalidem ve görümcemler de beni yedirdikçe yediriyorlardı.Allah'tan o dönemde peyda olan gizli şeker hastalığım sayesinde hiç kilo almadan hatta fazla kilolarımın hepsini vererek geçirdim bu dönemi.Sadece yemek yiyor,su içiyor,Zeynep'i emziriyordum.Aylık doktor kontrollerini iple çekiyordum,kaç gram almıştı acaba,ne kadar uzamıştı,kafa ölçüsü de büyümüşmüydü acaba ?
Benim için hayat bundan ibaretti,ya büyüyemezse,ya sütüm ona yetmezse ne yapardım.Kendimi suçlayıp dururdum.Kendimi suçlamak demişken annelik acaba hiç ömür boyu bitmeyen vicdan azabı mı demekti,sürekli kendini suçlayacak birşeyler buluyor insan anne olunca.Keşke onu yapmasaydım,keşke onu demeseydim,keşke kızmasaydım bu kadar çok,keşke surat asmasaydım,keşke,keşke...

Ama simdi en cok onu daha cok sevseydim,daha cok vakit ayırsaydım,her anını kameraya
alsaydım diye keske diyorum.Çünkü zaman o kadar çabuk geçiyor ki,o kadar çabuk büyüyorlar ki inanamıyorsunuz.

Ben yavrumu 7.5 aylık iken bırakıp işe başlamak zorunda kaldım.Bu maddi bir zorundalık değildi,fakat psikolojik açıdan buna çok ihtiyacım vardı.Tamamen ex eşimin ailesinden oluşan apartmanda daha fazla kalırsam ruh sağlığımı kaybedebilirdim.O iş bulma maceram ayrı bir yazının konusu olur,yoksa ben de kendime bir blog mu açsam : ) .Arkadasıma gidiyorum diye gizli gizli iş görüşmelerine giderdim,çünkü işe başlamamı istemiyorlardı.Artık korkuları ne ise,kimbilir.İnsanın korktugu da basına gelirmiş bu arada bunu ögrendim.

Her sabah giderken içim cız ederdi,eve dönüş yolunda dakikalar geçmek bilmezdi,hatta servisten en önce ben ineyim diye,hiç bilmediğim bir semtte servis sorumlusu oldum.Annelik biraz da delilik demekmiş,kaç kişi ile kavga etmiştim güzergahı değiştirmek için Allah affetsin.Ama napayım ben anneydim,beni bekleyen bir yavrum vardı,o kızlar gibi eve gidip ayaklarımı uzatıp tv seyretmek için acele etmiyordum ben.

Yavrumla birlikte ben de büyüdüm,ben de geliştim,değiştim.Artık kendi canından bile daha cok sevmek ne demekmiş,sürekli başka birini düşünerek yaşamak ne demekmiş öğrenmiştim.Ama daha ne kadar cok sey varmış ögrenecek.Anne ve cocuk siteleri,bebek mamaları,cocuk doktorları birden ilgi alanım oldu.Bütün okul ve mahalle arkadaslarım henüz genc kızlık serüvenlerine devam ederken ben anne olarak farklı bir kategoriye geçmiş,arkadaslarım da tamamen değişmişti.Sohbet konularımız bile ne kadar faklıydı,hangi marka cocuk bezi daha iyi idi,pişik yapmayan pudralar hangisiydi,kac cc süt içmesi gerekiyor gibi konular gündemimizdeydi.

Bu arada bebek görmeye gelen eski arkadaslar inanamıyoruz,sen nasıl ne zaman anne oldun ,sen simdi anne misin dedikçe ben olayın vehametini yavas yavas idrak etmeye başlamıştım.Bu cok ciddi bir olaydı,herkesin üzerinde aylarca,bazen senelerce düsündüğü,karar vererek ,düsünerek gerçekleştirdikleri birşeydi ama benim her zaman olduğu gibi bunu düsünecek kadar vaktim bile olmamıstı.Fakat cok da iyi olmuştu,ben mutluydum,en azından bebegim oldugu icin mutluydum.

O zamanlar nerden bilebilirdim en yakın arkadasımı doğurdugumu : ).Haa bu arada birşeyi atladım,bebegin cinsiyetini ilk ögrendiğimde dünyalar benim olmuştu.Doktor kız demişti,kız olacak.Aman Allah'ım 3 erkek kardes,1 dayı ve 1 adet babayla geçen onca seneden sonra nihayet kendi cinsimden,istedigim gibi giydirip,süsleyebilecegim bir kızım olacaktı.Bu muhteşemdi ama öyle uluorta sevinemezdim,dur bakalım.Ex kayınvalideler üzülüyor,onlara göre erkek adamın erkek cocugu olur imiş.Ne değişik bir düsünce tarzı dimi.Yalnız yigidi öldürürüm gene de hakkını yemem.Eski eşim kız olacagını ögrendiginde üzülmesine ragmen ve bunu belli etmemeye calısmasına ragmen,zeynep dogduktan sonra cok iyi,cok ilgili bir baba oldu.Babalığı konusunda hicbişey diyemem,kızına son derece düskündür.

Aslında anlatacak o kadar cok sey var ki hepsini bir yazıya sıgdırmam mümkün değil.İlk diş çıkarması,ilk anlamlı sözcükleri,herşeyi çabucak öğrenmesi,birden konusmaya baslaması,birlikte sohbetlere gidisimiz,ilk yuvaya başlaması,ilk birlikte alışverişe çıkışımız,ilk tuvaletini söylemesi,ilk kahkahalarla gülmesi,ilk,ilk,ilk...O kadar cok ilk var ki.Hangisini anlatsam,hepsi benim için çok özeldi.

Ben hayatımda birkaç kez aşık olmuştum yada oldugumu sanmıştım (bunların cogu platonikti).Fakat bu en büyük aşkmış,bu bambaşka birşeymiş,bu karşılık beklemeden o ne yaparsa yapsın sevmekmiş,bu sevmekte çünkü yokmuş,bu sevmekte beklenti yokmuş,bu sonsuz, bitmeyen ,hep artarak devam eden kalıcı bir sevgiymiş.Bu yavru sevgisiymiş.

Sürekli ya onu kaybedersem korkusuyla yaşamakmış anne olmak,sürekli ya başına birşey gelirse diye kalbinin pıt pıt atması,her ağladığında kalbin yerinden çıkacakmış gibi delice koşup kollarına almak demekmiş anne olmak.Yemek yaparken hep yanında olsun diye ana kucagına koyup mutfakta yanına almak demekmiş annelik.Sürekli olarak kendimi geliştirmeliyim,öğrenmeliyim,onu mutlu etmek için neler yapabilirim diye araştırmakmış annelik.Anne,baba,kardeş,eş,arkadas sevgilerini bir anda geçebilen çok büyük bir sevgiymiş bu, seni her zaman besleyen,en kötü anında bile sana moral veren birşeymiş.

Anne olmak yazı yazmayı sevmeyen birine bile destanlar yazdırabilen bir duygu demekmiş.Bir adım atarken,birşey yaparken ama ben bir anneyim,kızımın benimle gurur duyması lazım,bunu bilse utanır,bunu bilse üzülür demekmiş.

Biliyorum çok fazla uzattım,yazı yazarken sıkıcıyım da farkındayım,konusurken en azından espri yapmaya calısıyorum ama yazarken bir de espri için fazladan birkaç satır yazmak ne büyük külfet.Kısaca ben anne olunca insan oldum,anne olunca sefkat,merhamet duygularım tavan yaptı,anne olunca empati yapmayı ögrendim,anne olunca insanları sevmeyi,onları sevdigini belli etmeyi,'bebegim,canım,hayatım,askım' kelimelerini kullanmayı ögrendim,anne olunca her gün dua etmeyi ögrendim.

İleride tekrar Allah nasip de eder de anne olursam - olurmuyum bilemiyorum,olmalımıyım - o doğacak olan çocuğu zeynep kadar sevebilirmiyim , seversem Zeynep'e haksızlık yapmış olurmuyum , bunların hiçbirini bilemiyorum yada doğacak olan çocuğun bu saatten sonra Zeynep'e bir faydası olur mu. Bence en cok doğacak olana faydası olur,Zeynep gibi harika bir ablası olmuş olur.Dediğim gibi bunların hiçbirini bilmiyorum ama eğer bir kardeşi olmasını gizliden gizliye istiyor ve bunu belli etmiyorsa insallah olur,Rabbim insallah bana bir tane daha evlat ona da bir kardes nasip eder.

Yavrum seni o kadar cok seviyorum ki,sana aşığım ben,sen benim en değerli varlığımsın.Her zaman mutlu ol yavrum,ben bunun için elimden gelen herşeyi yapacagım.Her zaman mutlu olacagın seyleri yapman icin seni tesvik edeceğim.İnsallah kıymetini bilen çok iyi,cok ahlaklı,temiz,dürüst,seni benim kadar sevecek biri çıkar ileride karsına,gözüm arkada kalmadan seni önce Allah'a sonra da ona emanet edebilirim.

Sevgiler,sevgiler,sevgiler....

Seni dünyada herkesten ve herşeyden çok seven,kimsenin sevemeyeceği kadar seven annen,Sevilay...

Not : Bu yazıyı aslında Cumartesi günü kaleme almam gerekiyordu,çünkü kızımın doğumgünü 15 Kasım ,fakat o gün kızım babasında olacagı için biz doğumgününü bugün okulda arkadaslarıyla kutladık.Bende o duyguların verdiği coşku ve her zamanki aceleciliğimle yazıyı bugün yazdım ve yayınladım.

20 Ekim 2008 Pazartesi

Sevdiğim ve sevmediğim şeyler

Ben bazı şeylerden (hareketlerden) hoşlanmam.Bana istediğim gibi güzel davranılmasını isterim.Hoşlanmadıklarım:Yemek yerken konuşulması ,yere tükürülmesi, kavga edilmesi ,yalan söylenmesi, konuşurken hızlı ve bağırarak konuşulması, karşındakinin yüzüne bakmadan konuşulması, kaba davranılması, hırsızlık gibi.Bunlar çok kötü şeyler.Hatta bazıları miğde bulandırıcı.Hoşlandığım davranışlar ise bunların tam tersi ve kibar,nazik ve anlayışlı davranılması.

Sohbet

Annem beni hep çoçukluğumdan beri sohbetlere götürür.Daha bebekken bile beraber sohbete gidiyormuşuz.Sohbet dinlerken hiç huysuzluk yapmıyormuşum.Artık eskisi gibi her pazartesi ve cuma sohbete gidiyoruz.Orda dini bilgiler öğreniyoruz.Örneğin:Gıybet etmenin ne kadar kötü olduğu ,Peygamber efendimizin hadisleri,Peygamber efendimizin güzel ahlakı,Allahu Teala'nın yasakladığı ,emrettiği şeyler.Çok zevkli oluyor.Bazen çoçuklarda geliyor.Birde evin sahibinin çocuğu var.Bazen sohbet dinlemeyip onunla oynuyorum.Güzel geçiyor.Hem yeni bilgiler öğreniyorum hem de oynuyorum.

6 Ekim 2008 Pazartesi

Anneme Şiir

Benim ışığım,
Benim güneşim,
Benim ayım,
Sensin anne.

Benim kanım,
Benim canım,
Benim kalbim,
Sensin anne.

5 Ekim 2008 Pazar

Annanemlerde Geçirdiğim Günlerim

Annemleri çok seviyorum.Ananemlerde ve burdaki okulumda geçirdiğim günler farklı oluyor.Sizede anlatmak istiyorum.Sabah erkenden kalkıp elimi yüzümü yıkıyorum.Kahvaltımı yapıp üstümü giyiniyorum.Sonra okula gidiyorum.Öğretmenler geç geldiği için arkadaşlarla biraz oynuyoruz.Öğretmenler ve diğer servisler gelince sınıfa geçip öğretmenin dediği kitabı açıp bekliyorum.Zil çalınca içimden ``ohhhh``diyorum.Tenefüste arkadaşlarımla birlikte oynuyorum.Böyle böyle zaman geçiyo.Öğretmen ödev verdiyse ödevimi yapıp ya taleviz izliyorum yada arkadaşlarımla oynuyorum.Eğer öğretmen ödev vermediyse direk televizyon başına koşuyorum.Veya arkadaşlarla yada kendim oyun oynuyorum.Zaman böyle geçiyor.Aaaaa annemide unutmayayim bazen onlada oynuyorum.

4 Ekim 2008 Cumartesi

Annemle Ben

Annemle ben bir arkadaş gibiyiz.Onu çok seviyorum.Farkındaysanız bütün yorumlarımın sonu nerdeyse:``Anne seni çok seviyorum``ile bitiyor.Annemi ne kadar sevdiğimi belirtmek için bence birazdan yazcak olcağım şiir(yazı) yetmez ama yinede ben yazmak istiyorum:
Anneciğim
Anne sen beni sevdin ,okşadın ,gezdirdin.Çok şey yaptın.Ben ise burda, elim kolum bağlı bana yaşattığın güzelliklerin karşılığını sana vermek ,seni mutlu etmek istiyorum.Ve bunların karşılığını bu yazıları yazarak vermeye çalışıyorum.200.000000.00YTL'yi bile öderim ama bu borcu ödeyemem çünkü bu ``ANNE`` borcu.

Loko Ve Poko

Loko ve Poko bir gün parka gidiyorlarmış.Loko bir salıncak görmüş ve hemen binmiş.Maalesef bir salıncak olduğu için Poko onu beklemek zorunda kalmış.Beklemiş ama Loko bir türlü inmek istemiyormuş.Poko buna çok kızmış ve Loko'ya saldırmış.Kavga bittikten sonra kazanan Loko olmuş.Çünkü Loko salıncağın üstünde olduğu için Poko ona vuramamış.Ama Loko da ona vuramamış.Salıncak Poko'nun suratına gelmiş,Poko yerde öylece yığılı kalmış.Loko biraz sallandıktan sonra inmiş, bu sefer de Poko binmek istememiş.Loko binince yine inadı tutmuş ve yine Loko'yla kavga etmiş bu sefer de Poko yenmiş,salıncağa binmiş.Loko da hemen Poko'ya saldırmış.Ama bu sefer görevli çok kızgın bir şekilde ikisini de parktan atmış.Sence hangisi suçlu Poko'mu yoksa Loko'mu?

Ayrılık Anı

Annem artık yıpranmıştı.Babamla hep kavga ediyolardı.Artık ayrılma zamanı gelmişti.Babamı öptüm ve yola çıktık.Çıkarken içimde bir şey vardı.Bir şey içimi kemiriyordu sanki.O anda annem:''Gel kızım'' dedi.Arabaya bindim.Küçükçekmece'ye varmak üzereydik.İçimden olanları düşünüyordum.Düşümcelerim şunlardı:Babamdan ayrıldığı için annemin mutlu olduğunu bu nedenlede fazla üzülmemem gerektiğini düşünüyordum.Derken Küçükçekmece'ye vardık.Ananemler bizi kapıda bekliyolardı.Ananemlere daha öncede geldiğim için yabancılık çekmedim.İçeri girdiğimde kendimi bir başka hissettim.Yeni evime alışmak zordu.Ananemler'in evi eski evim gibi olmuyordu.Ne yalan söyleyim buğazımda sanki birşey var gibiydi.Bir kaç yıl geçti ananemlere alışmıştım.Annem bize yeni bir oda yaptırmıştı.Artık kendime özel bir odam olmuştu.Yinede pek mutlu değildim.Dayımla hep kavga ediyorduk.Beni hep dövüyo kızdırıp gıcık ediyordu.Bu yüzden burdan gitmek istiyordum.Nereye gidebilirimki.Annemi bırakıp babama gidemezdim.Annemle arkadaş gibiydik.Hep birbirimize destek olurduk.Annem olmasa benim için hayat hayat değil.

3 Ekim 2008 Cuma

Sevgili Ailem

Ananem,Berkay dayım,Uğur dayım ve dedem bize hep destek veriyolar.Annem yeni bir ev aldı ve bir araba.Ev bitince oraya taşıncaz.Bize ev ve arabanın borcu yetiyor zaten.Annem yanlız bir kadın.Nasıl tek başına dayanıyor bilmiyorum.Aslında tek başına değil ben ona hep destek oluyorum.Bütün bu acıları (sıkıntıları) beraber yaşadık.Ona hep destek oldum.Ayrılırken ona:''Merak etme ben etkilenmem önemli olan senin mutluluğun ayrıl''dedim.Benim için önemli olan tek şey onun mutluluğu.Ve onu çok seviyorum

2 Ekim 2008 Perşembe

Macera Adası

Bir gün bir gurup kampçı bir adaya gidiyormuş.Gemiyle gittikleri için yolculuk sırasında diğer adalarıda gezmişler.Sıradaki ada Oskar Adasıymış.Adanın her yeri değişik bitkiler ve ağaçlarla doluymuş.Adada bir kulübe varmış bu kulübe çok eski ve pismiş.İçinde insan cesetleri varmış.Çocuklar çok kormuşlar bu yüzden de adadan gitmişler.Gemiye binmişler.Kaptan geminin notasını değiştirerek Macera Adasına doğru gitmiş.Adada çok değişik şeyler varmış.Birden değişik sesler gelmiş.Bu sesler adadaki canavarlardan geliyormuş.Bir kazanın etrafında:unga munga unga unga diyorlarmış. Ordan gitmişler.Ormanlık bi yere varmışlar.Ağaçların arasından geçerken birden bir boşluğa basıp ağaçların yapraklarından yuvarlanmışlar.Ve bir mağaraya gelmişler.Bu mağara diğer adadaki kulübeymiş.Meğer bu ada o adanın arka kısmıymış.Mağaranın sonunda değişik bir ısı ve ışık varmış.Baktıklarında odada bir ateş ve ceset görmüşler.İçeri girdiklerinde kimse yokmuş.Bir çıkış varmış çıkmışlar ve yine o kazanın ve seslerin olduğu yere gelmişler.Bu adanın bir çıkış yeri yokmuş.Ve arkalarından biri birden ''oğar'' diye bağırmış.Kız birden görmüş olduğu rüyadan uyanmış.Ve olan biteni annesine anlatmış.

1 Ekim 2008 Çarşamba

Kuki Ve Kiki

Bir varmış bir yokmuş.Kuki ve Kiki adında iki arkadaş varmış.Kuki bir gün çok sıkılmış.Evlerinden dışarı çıkmayı düşünmüş.Çünkü evleri tahtadan yapılan küçük,dar ve pis bir yermiş.Bu fikrini Kiki'ye de söylemiş.Kiki bu fikri kabul etmiş.Ve beraber yola çıkmışlar.Az gitmişler uz gitmişler.Dere tepe düz gitmişler.Sonunda bir çöplüğe varmışlar.Bu çöplük onlar için bir ev hatta bir hazine gibiymiş.Burda geçimlerini sağlıyolarmış.Birden bir fırtına çıkmış ve bütün çöplerle birlikte uçmuşlar ve bir çiftliğe varmışlar.Çiftliğin sahibi onları görmüş ve onları canları çıkana kadar onları çalıştırmış. kuki kaçma yolu bulmuş ve bunu Kiki'ye söylemiş.Beraber kaçmışlar ve bir adaya gelmişler.Kuki:Burası ıssız bir yer burda hiç yiyecek yok demiş.Ve birden bir dalga gelmiş ve onları almış.Kiki yüzmeyi bilmediği için boğuluyormuş ki Kuki onu kurtarmış ve evlerine varmışlar.Kuki:Artık bu kadar macera yeter.Evimin değerini şimdi daha iyi anladım demiş.Ve dar,küçük ve pis evlerinde mutlu mesut yaşamışlar.

Sevgili Duygu Ablam

Duygu ablam anemin arkadaşı.Duygu ablamı çok seviyorum.Onla çok samimiyiz.Onların yazlığına bile gittim.Duygu ablam çok şeker ve annemin arkadaşları arasında en genci o.Onu annemin bütün arkadaşlarından daha çok seviyorum.O benim için anne yarısı gibi.Bana yüzmeyi o öğretti.Korkak annem yüzme bilmediği için bana da öğretemedi.Duygu ablamın benim için farklı bir yeri var.Onu çok seviyorum.

Oyuncaklar Ülkesi (İlk Masal Denemem)

Bir varmış bir yokmuş Luni adında bir kız varmış.Luni çok sevimli bir kızmış.
Bir gün Luni birşey düşünmüş.Aynasının arkasında bir boşluk varmış.Boşluktan bakınca birşey görmüş.Birden bir ses duymuş:``Orada ne yapıyorsun?``demiş.Luni onu görmüş ve:Ben burda yaşıyorum ya peki sen neden ordasın?Biz burda yaşıyoruz.``Atılmış yırtılmış bozuk oyuncaklar burda toplanır``.Burası Oyuncaklar Ülkesi.Burda tamir edilebilen oyuncaklar tamir edilip dünyaya yollanır.Tamir edilemeyenler de burda kalır.Peki bende oraya gelebilirmiyim?Evet ama bir şartla:Bir ipp buradan aşağı sal.İpe sımsıkı tutun.
Ve ipe tırman,tırmanırkende şu kelimeyi de: Alomalo Alomalo.Luni ipe tırmanmış ve kelimeyi söylemiş.Ve kelimeyi söyler söylemez de kendisini Oyuncaklar Ülkesin'de bulmuş.Luni o kızı görmüş ve adını sormuş.Adım şery
peki senin?Benim adım Luni.Benim bir oyuncağım vardı kardeşim oynarken kayboldu oda burdamıdır?Tabikide bana biraz tarif edersen bulabilirim.Tamam,sarı saçlı ,mavi gözlü,yeşil burunlu bir bez bebek.Adıda Lupi.A evet onu tanıyorum seni ona götürebilirim.Az gitmişler uz gitmişler, dere tepe düz gitmişler.Sonunda Lupi'ye varmışlar.Lupi sahibini görünce çok sevinmiş.Hemen yanına gitmiş.Sarılmışlar ve mutlu mesut yaşamışlar.

23 Ağustos 2008 Cumartesi

Ananemler

Ananemler de kalıyoruz.Onlar çok kalabalıklar.Bizlen beraber yedi kişiyiz.Ananem bizim işimizi çok zor görüyo olmalı.Ben bazen ona yardım ediyorum.Evde:dedem, ananem ,annemin babannesi,Berkay ve Uğur dayımla beraber 7 kişi yaşıyoruz.Berkay dayım on üç yaşında.Uğur dayım 26 yaşında.Berkay dayımla ben aynı okula gidiyoruz.Eve gelince hep kavga ediyoruz.Hep beni sinir ediyo.İnsanın böyle bir dayısı olması insanı deli eder.Ama yine de çok iyi bir dayı ve herseye rağmen onu seviyorum.Uğur dayıma gelince çok espirili.O olmasa evin neşesi (espirisi) kalmaz.Çok komik bir dayı.Ayrıca sabahtan akşama kadar bilgisayarın başında.

22 Ağustos 2008 Cuma

Özlemek

Annemle babamın ayrı olduğunu söylemiştim. Bi de onları özlemek var.Ama ben onları pek özlemiyorum.Zaten onlara kavuşacağımı (gelip gideceğimi) biliyorum.Ama size bir sır vericem.Nedense ben babam'dan ayrılırken üzülüyorum ama annem'den ayrılırken üzülmüyorum.Yani babamı özlüyorum.Ama bu eskidendi , şimdi 2'kisini de özlemiyorum.Çünkü:Özlemek demek bir kişinin sana verdiği sevgiyi hissedemiyince duyulan his (özlemektir).Artık böyle bişey olmuyo.

19 Ağustos 2008 Salı

AYRILIK

Annemle babam ben 6 yaşım dayken yani geçen sene ayrıldılar.Anlaşamadıkları için boşandılar.Babaannem çok üzülüyo. Ama çok abartıyo.Bana bazen diyoki annenle babana deki:Ben sizin barışmanızı istiyorum de diyor.Bana duygu sömürüsü yapıyor.Ama ben aldırmıyorum . Anneme söylemiyorum şikayet ediyorum.Annemle babamın boşanmasına üzülmüyorum.Tam tersine seviniyorum.Eskediden kavga ediyolarmış.Artık etmiyolar.Kendimize yeni bir hayat kurduk.ananemlerde kalıyoruz.annemle babam ayrı diye hiçç üzülmüyorum.

3 Ağustos 2008 Pazar

mesleğim

Ben çok yetenekli olduğumdan mesleğimi seçemiyorum.Aslında seçtim ama birkaç tane.Olmak istediğim meslekler şunlar:doktor,bilgisayar mühendisi,lokantacı ve avukat.Niye bu meslekleri seçtiğimi merak ediyorsanız nedenleri şunlar:Başkalarını iyileştirmek,başkalarını iyileştirerek onlara yardım etmek hoşuma gittiği için Doktor olmak istiyorum.Diğerlerinde de onları iyi yaptığım için çalışmak istiyorum.Avukatlığı seçmemin diğer sebebi de cok konusuyor olmam ve konusmalarımın güzel olduğunun söylenmesi.Lokantacı olmak istememin sebebi : yemek yapmayı çok sevmem,fakat yemeyi sevmiyorum.

1 Ağustos 2008 Cuma

BüyükAda

Büyükada güzel,hoş biyer ama çok sıcak.Artık akıllandık bidaki sefere ananemlere uyup yanımıza eşya almıycaz.Çok yük yapıyolar.Doğru düzgün dolaşamadık bile.Zaten her türlü yiyecek vardı,yanımıza bişeyler alıp götürmeye hiç gerek yokmuş.Kahve dünyası bile vardı.Hele evleri çok güzeldi.Manzarası insanı etkiliyordu.O gün ilkkez faytona bindim.Atlar coşuyorlardı.Meydan da çok güzeldi.Kısaca çok güzel bir gezi oldu.

28 Temmuz 2008 Pazartesi

annem canım annem

Annemi çok sevmişimdir.Beni hayata bağlayan beni büyüten bana hayatını vermeye heran hazır olan bir tek O.Beni hayata bağlıyan anneme sevgilerle öpücükler yolluyorum.